http://www.hristiyan.net

 

Kutsal Kitap’ın Değişmezliği

 

Ana Sayfa

 

Tarihsel Bakımından

 

Kitab-ı Mukaddes’in Metinleri

 

Nasıl Değerlendirilebilir?

 

 

     “Her şeyi sınayın.  İyi olanı sımsıkı tutunun. 

     (1 Selanikliler 5:21)

 

                Türkiye’de, İncîl hakkında insanlardan sık sık, alaycı bir tavırla İncîl’in sözlerine güvenilmeyeceğini işitiyoruz.  Neden?   “Çünkü 2000 yıl önce yazılmıştır.  Yanlışlarla ve çelişkilerle doludur” derler.  Ama bir tarih yazıtının doğru ve güvenilir olup olmadığını belirtmek için hangi testleri uyguluyorlar?  Josh McDowell’in, Marangozdan Öte adlı kitabına göre İncîl’in tarihsel güvenilirliği, diğer tüm tarihsel belgelerede uygulanan üç temel tarihbilim ilkesi ile değerlendirilebilir:1

 

                    A. Bibliografik Sınavı

                    B. İçsel Kanıt Sınavı

                    C. Dışsal Kanıt Sınavı

 

A.

Bibliografik Test

 

                Bibliografik test, belgelerin elimize ulaşana dek geçirdiği nakillerin incelenmesidir.  Başka bir deyişle, orijinal belgelere sahip olmadığımızdan, el yazmalarının sayısına bakarak, İncîl metinleri çok daha güvenilirdir.  Diğer eski ve önemli kaynaklarla kıyaslarsak İncîl’in el yazmalarının zenginliği saşırtıcıdır. 

 

                Kutsal Kitap metinlerinin güvenilirliğine dair, sorgusuz sualsiz kabul edilen birçok  klasiklerin  metinlerinden  çok  daha

___________________

1.  McDowell, Marangozdan Da Öte, ss. 34-41.


fazla delil mevcuttur.  İncîl’in kaç tane eski metni mevcut bulunuyor?  Yaklaşık 5.300 tanedir!  Ama antik dünyanın eski edebiyatına ait metinlerin sayısı çok daha az bulunmasına rağmen, insanlar bunların bu kişilere ait olduğunu kabul ediyorlar.2

 

                Tükidides (M.Ö c. 460-400):          8 metin

       Herodot (M.Ö. c. 484-425):           8 metin

                Euriphides (M.Ö. c. 480-406):        9 metin

                Demosthenes (M.Ö. c. 385-322):     200 metin

                Aristo (M.Ö. 384-322):              49 metin

                Aristophanes (M.Ö. c. 444-380):     12 metin

       Gaius Julius Sezar (M.Ö. 100-44):   10 metin

                Plinius Secundus (M.S. 62-113):     20 metin

 

                Tükidides’in tarihçesi (M.Ö 460-400) en erken M.S. 900 yılında, yani yazıldığı zamandan 1.300 yıl sonra, sekiz el yazması halinde elimizde bulunmaktadır.  Bunun gibi Herodot’un (M.Ö. 447) tarihçesi az sayıdadır ve daha erken yazılan kopyaları yoktur.  Prof. Dr. F.F. Bruce bu gerçekten şöyle bir sonuç çıkarıyor:  “Hiçbir tarihçi kalkıp Herodot ya da Tütidides’in doğruluklarından kuşku duymaz.  Oysa, eserlerinin en erken el yazma kopyaları yazım tarihinden 1.300 yıl sonraya aittir.”3 

 

                Aristo (M.Ö. 384-322) şiirlerini yaklaşık M.Ö. 343 yılında yazmıştır.  Ama elimizde bulunan en erken kopya M.S. 1100 yılına aittir.  Yani, burada 1.400 yıllık bir zaman aralığı vardır.  Üstelik bu el yazmalarının sayısı yalnız beş tanedir.

 

                Gaius Julius Sezar (M.Ö. 100-44), Gal Savaşları tarihçesini M.Ö. 58 - 50 yılları arasında oluşturmuştur.  Ne var ki en erken el yazmaları ölümünden 1.000 yıl sonrasına aittir.  Bundan daha önceki kopyalara sahip değiliz.

 

                İncîl’in el yazmalarına gelince, elimizde o kadar çok gerçek bulunmaktadır ki, kıyaslayınca şaşkına dönebilirsiniz.  Mesih’in yaşadığı çağla ikinci yüzyıl arasındaki zaman uzunluğunu kapatan ilk papirüs el yazmasının bulunuşundan sonra diğer el yazmaları da gün ışığına çıktı.  Günümüzde bu tarihe ait 5.300’den fazla el yazması bulunmaktadır, ve 19.284’den fazla tercümeler hâlâ mevcut bulunuyor.  İlyada’nın  ise  643  el yazması  vardır ve  bu konuda

____________________

2.  McDowell, The Best of Josh McDowell, ss. 43-45.

    Hunt, In Defense of the Faith, s. 71.

3.  Bruce, The New Testament Documents: Are They Reliable?,

    ss. 16 & 33.


İncîl’den sonra gelmektedir.4 

 

                İngiliz Müzesi’nin kütüphane başkanı ve müdürü olan Sir Frederick Kenyon, aynı zamanda el yazmaları konusunda uzmandır.  Metin eleştirisi konusunda, Eski Antlaşma (Tevrât ve Zebûr) yazarlarının yazmış olduğu şeylerin güvenilir nitelikte olduklarına tamamen inanmıştır.  Yeni Antlaşma hakkında, kendisi de şu sonuca varıyor:  “İncîl metinlerinin orijinali ile ilk bulunan el yazması kopyalar arasındaki zaman aralığı yok denecek kadar kısadır.  Ayetlerin tümünün gerçekliği ve genel bütünlüğü sonunda kanıtlanmıştır.”5  Kenyon da şöyle der:  “Metinlerin orijinal kompozisyonlarıyla bu güne kadar gelebilmiş olan en erken kayıtları arasındaki zamanın önemsenmiyecek kadar kısa oluşu, kutsal yazıların bize kadar ilk kompoze edilmiş halleriyle ulaşmadığı fikrini artık ortadan kaldırmıştır. İncîl hem otantikliğine hem de genel birliğine sonradan ulaşmış olduğu kabul edilmelidir.”6

 

                İncîl’in Grekçe uzmanı olan Prof. Dr. J. Harold Greenlee şunları ekliyor:  “En erken el yazmaları, orijinallerinden bu denli geç yazılmalarına ve sayılarının az olmasına karşın, bazı aydınlar eski klasikleri güvenilir buluyorlar. Eski dünyanın edebiyatı nadiren başka diller çevirilmiştir. O halde, İncîl metinlerinin güvenilirliği de fazlasıyla kanıtlanmıştır.”7

 

                McDowell’in yaptığı araştırmalar sonucunda; “Bibliografik testin İncîl’e uygulanması, İncîl’in bütün eski yazıtlardan daha fazla yetkiye sahip olduğunu gösteriyor.  Bu yetkiye 100 yıllık yoğun metin eleştirisini de eklerseniz gerçek İncîl’i elinizde tuttuğunuza inanabilirsiniz” diyor.8 

 

B.

İçsel Kanıt Testi

 

                Bibliografik test, şu anda elimizde tuttuğumuz metnin orijinal yazıtla aynı olduğunu gösteriyor.  Şimdi ise bu metnin güvenilir olup olmadığına bakalım.  Eğer güvenilirse, ne dereceye kadar güvenilirdir?

____________________

4.  McDowell, Marangozdan Da Öte, s. 35.

5.  Kenyon, Our Bible and the Ancient Manuscripts, ss. 288-289.

6.  Kenyon, The Bible and Archeology, s. 288.

7.  Greenlee, Introduction to New Testament Textual Criticism,

    s. 16 & 45.

8.  McDowell, Marangozdan Da Öte, ss. 34-36.


                Elçi Yuhanna’nın iki arkadaşı,  Yuhanna’nın kendi sözleriyle içsel kanıtları destekliyor.  Tarihçi Eusebius (M.S. 260-340)  Kilisenin Tarihi adlı kitabında, ve Hierapolis’in gözetmeni olan Papiyas’ın (M.S. 35-107), yazılarından şunları sıralıyor:9 

 

     “İhtiyar (Elçi Yuhanna) şunu da söylerdi:  “Markos

     Petrus’un söylediği her şeyi doğru bir şekilde yazıya

     geçirdi.  Mesih’in gerek sözlerini, gerekse

     yaptıklarını sırası uygun olmamakla birlikte Petrus’un

     söylediği gibi kayıt etti.  Kendisi Rabbin yanında değildi,

     ama O’nun öğretişlerini bilen Petrus’la birlikteydi.

     Markos, Petrus’un söylediklerini yazarken hiç yanlış

     yapmadı; çünkü duyduklarını titizlikle yazmaya ve yanlış bir

     tümce kullanmamaya dikkat ediyordu.”10

 

                Bu nokta, John Warwick Montgomery’nin söylediği gibi; “Kişi, belgenin söylediklerini analiz ederek dinlemeli, yazar açık yanlışlara yer vermiyorsa, kendiliğinden yanlış ya da sahte damgası vurmamalıdır.”11 

 

                Tarihsel sorgulama için en gerekli rehberlerden biri de şu tarihsel yöntemdir:  Yazarın ya da tanığın doğruyu yazma yeteneği metnin güvenilirliğini değerlendirmek için tarihçiye çok yardımcı olur.  Gerçeği anlatma yeteneği, kişinin olaylara yer ve zaman açısından ne derece yakın olduğuyla sıkıca bağlantılıdır.  İsa Mesih’in yaşamının ve öğretişlerinin yazılı olduğu İncîl metinleri, görgü tanıklarını birinci ağızdan dinlemiş kişiler tarafından kayıt edilmiştir.

 

     “Sayın Teofilos, Birçok kişi aramızda olup bitenlerin

     tarihçesini yazmaya girmiştir.  Nitekim başlangıçtan

     beri bu olayların görgü tanığı ve Tanrı sözünün

     hizmetkârı olmuş olanlar bunları bize iletmişlerdir.

     Ben de tüm bu olayları ta başından özenle araştırmış

     olarak bunları sana sırasıyla yazmayı uygun gördüm.”

     (Luka 1:1-3)

 

     “Rabbimiz İsa Mesih’in kudretini ve gelişini size

     bildirirken düzme masallara uymadık.  O’nun görkemini

     gözlerimizle gördük.”  (2 Petrus 1:16)

____________________

 9.  Bettenson, Documents of the Christian Church, s. 26-28.

10.  Eusebius, Historia Ecclesiastica, 3. Kitap, 3. Bölüm.

11.  Montgomery, God’s Inerrant Word, s. 28.


     “Evet, sizin de bizlerle beraberliğiniz olsun diye

     gördüğümüzü ve işittiğimizi size ilan ediyoruz.  Bizim

     beraberliğimiz de Baba’yla ve O’nun Oğlu İsa

     Mesih’ledir.”  (1 Yuhanna 1:3)

 

     “Bunu gören adam tanıklık etmiştir ve tanıklığı

     doğrudur.  Doğruyu söylediğini bilir.  Siz de iman

     edesiniz diye tanıklık etmiştir.”  (Yuhanna 19:35)

 

     “Sezar Tiberyus’un egemenliğinin on beşinci yılıydı.

     Yahudiye’de Pontiyus Pilatus’un valiliği sürüyordu.

     Celile’de Hirodes, İtureya ve Trahonitis bölgesinde

     Hirodes’in kardeşi Filipus, Abilini’de Lisanyas

     yönetimin başındaydı.  Hanna ve Kayafa başkâhinlik

     ediyordu.”  (Luka 3:1-2)

 

                Mesih’le ilgili İncîl kayıtları, o zaman hayatta olan kişilerin yaşamları boyunca dillerde dolaşmıştı.  Bu kişiler olayların gerçekliğini onaylayabilir veya inkâr edebilirlerdi.  Müjdenin doğruluğunu savunurlarken, Hz. İsa hakkında insanlar arasında yaygın olan bilgiyi kullandılar.  Yalnızca, “Bakın biz bunları gördük” demekle kalmadılar, ama karşıtlarına dönüp “Siz de bunları biliyorsunuz...  Siz de gördünüz” diye meydan okudular.  Kişi hasmına, “Sen de biliyorsun” derken dikkatli olmalı.  Çünkü söylediklerinde yanlış varsa, düşmanı bu yanlışı O’nun gözüne sokacaktır.

 

     “Pavlus bu şekilde savunmasını südürürken Festus yüksek

     sesle, “Pavlus, sen çıldırmışsın!  Çok okumak seni

     delirtiyor!” dedi.  Pavlus, “Sayın Festus” dedi, “ben

     çıldırmış değilim.  Gerçek ve akla uygun sözler

     söylüyorum.  Kral bu konularda bilgili olduğu için

     kendisiyle çekinmeden konuşabiliyorum.  Bu olaylardan

     hiçbirinin onun dikkatinden kaçmadığı kanısındayım.

     Çünkü bunlar ücra bir köşede yapılmış işler değildir.”

     (Elçilerin İşleri 26:24-26)

 

                İlk vaizlerin hesaba kattıkları yalnızca dost görgü tanıkları değildi.  Hz. İsa’nın ruhsal görevi ve ölümü konusunda karşıt düşüncelere sahip, kötü niyetli kişiler vardı.  Elçiler yaydıkları müjde doğru olmadığı takdirde, bu kişilerin yanlışlarını seve seve ortaya dökeceklerini biliyorlardı.  Bu yüzden yanlış bir müjdeyi yaymaya cesaret edemezlerdi.  Ne var ki tam tersini yaptılar.  Hasımlarına  “Siz de bunları biliyorsunuz,”


dediler.  Gerçeklerden ayrılma olsaydı, dinleyicilerden sert eleştiriler ve düzeltmelerle karşılaşacaklardı.

 

                St. Petrus Koleji’nden Lawrence J. McGinley hasım tanıklarla ilgili şunları söylüyor:  “İncîl’deki olayların anlatımı tümüyle şekillendiğinde görgü tanıkları hâlâ hayattaydılar.  Üstelik bu tanıkların arasında olup bitenlere son derece karşıt ve düşman olanlar vardı.  Ancak anlatılan gerçekler, yanlışların düzeltilebileceği bir ortamda insanlara sunuldu.”12 

 

C.

Dışsal Kanıt Testi

 

                Üçüncü tarihsel testi dışsal kanıtlarla uygulanır.  Bunun için diğer tarihsel gereçlerin belgelerdeki, içsel kanıtları onaylayıp onaylamadığına bakılır.  Başka bir deyişle, İncîl’in doğruluğunu, güvenilirliğini ve gerçekliğini kanıtlayan İncîl’den başka kaynaklar varmıdır?  Bilinen diğer tarihsel ve bilimsel gerçeklerle uyum içinde olması ve onaylanması kanıtları güçlendirir.

 

                Arkeoloji çoğunlukla güçlü dışsal kanıtlar sağlar.  Esinleme alanında değil, ancak kayıt edilen olayların gerçekliği konusunda kayıt sağlayarak müjdesel eleştiriye katkıda bulunur.  Arkeolog uzman olan Prof. Dr. Joseph Free şöyle yazıyor:  “Arkeoloji, eleştirmenler tarafından tarihsel değil, ya da bilinen gerçeklere aykırı diye rafa kaldırılan sayısız metnin doğruluğunu onaylamıştır.”13 

 

                Sir William Ramsay gelmiş geçmiş en büyük arkeologlardan biri olarak kabul edilir.  Antik dünya üzerinde bir otorite olan Ramsay, bir zamanlar Kutsal Kitap’ın özellikle de Luka tarafından yazılan Elçilerin İşleri kısmının güvenilir olmadığına inanıyordu.  Bu kişi İncîl’in Elçilerin İşleri bölümünün, ilk yüzyılın ortasında değil, ikinci yüzyılda uydurulduğunu savunan bir Alman tarih okulunun öğrencisiydi.  Ramsay, Elçilerin İşleri üzerindeki çağdaş yorumları okuduktan sonra, o zamanki olayları (M.S. 50-80) doğru olarak yansıtmadığı sonucuna vardı. 

 

                Daha sonra genç bir profesör olarak gidip Ege bölgesi ve eski Filistin harabelerini kendisi araştırmaya karar verdi.  Kendi

____________________

12. McGinley, Form Criticism of the Synoptic Healing Narratives,

    s. 25.

13. Free, Archaeology and the Bible, s. 1.


görüşlerinin doğruluğundan çok emin olan Ramsay Kutsal Kitap kayıtlarıyla arkeolojik buluşlar arasındaki tutarsızlıkları gözler önünde sermeyi umuyordu.  Bu metinlerin geçerli olamayacağını düşünüyordu.

 

                Ne var ki çalışmalarının sonunda Luka’nın kayıtları üzerinde düşünmeye başlamıştı.  Tarihsel ayrıntılardaki ince doğruluğu dikkatle gözlemledi.  Elçilerin İşleri kitabına bakışı yavaş yavaş değişiyordu.  Yıllar süren incelemeleri sonunda görüşlerini değiştirmek zorunda kaldı.  Buluşları her defasında Kutsal Kitap kayıtlarını doğruluyordu.  O da Kutsal Kitab’ın gerçekten Tanrı’nın sözleri olduğuna iyice inandı.  Görüşlerini dünyaya açıklarken şöyle dedi: “Şuna iyice inanıyorum ki, Luka’nın yazmış olduğu İncîl’in Elçilerin İşleri kısmının güvenilirlikte eşi yoktur.  Luka birinci sınıf bir tarihçidir.  En büyük tarihçiler arasında yer almalıdır.”14  En ufak ayrıntıların ve noktaların doğruluğu karşısında Ramsay bu kitabın ikinci yüzyıla değin ilk yüzyılın ortalarına ait olduğu sonucuna varmıştı.

 

                Yale Üniversitesi profesörlerinden Miller Burrows bir yorumunda şöyle diyor:

 

     “Arkeolojinin ortaya çıkarttığı deliller, yüzyılların

     ötesinden elimize geçmiş olan metnin doğruluğuna olan

     güvenimizi daha da güçlendirmektedir.  Yine arkeoloji

     bize önemsiz bazı değişiklikler yanı sıra sözcüklerin

     bile olağanüstü bir doğrulukla günümüze geldiğini

     göstermektedir.  Öyle ki sözcüklerin bize vermek

     istedikleri anlam konusunda bir kuşku kalmamaktadır.”15

 

                Kutsal Kitap sınandığı her noktada güvenilir olduğunu kanıtlamıştır.  Önde gelen arkeologlardan Prof. Dr. W. F. Albright Tevrât ve Zebûr’la ilgili olarak şöyle der:  “Arkeolojinin Tevrât ve Zebûr’un gerçekliğini kanıtladığı hakkında hiçbir şüphe yoktur.”16 

 

                Dr. William Campbell şöyle demişti: “Mademki bütün dünyadaki İslami kütüphanelerde daha başka Tevrât ya da İncîl hiç bir zaman ortaya çıkmamıştır, ve arkeolojik buluşların bugünkü elimizdekinden  daha  başka  bir  Tevrât  ya da  İncîl  hiç ortaya

____________________

14. Ramsay, The Bearing of Recent Discovery on the

    Trustworthiness of the New Testament, s. 222.

15. Burrows, What Mean These Stones?, s. 52.

16. Albright, Archaeology and the Religion of İsrael, s. 176.


koymamışlar, öyleyse, Muhammed döneminde Mekke’de mevcut olan metinlerin ve bizim bugün elimizdeki metinlerin hepsinin aynı olduğundan eminim.”17

 

                Regent College’in Kelâm profesörü Dr. Clark H. Pinnock söyle yazıyor:  “Metinsel ve tarihsel olarak bu denli mükemmel bir tanıklığa sahip olan, üzerinde zekice karar verilmesi gerekirken ve bu kadar tarihsel, veri içeren eskiye ait başka hiçbir belge yoktur.  Dürüst bir kişi böyle bir kaynağı rafa kaldıramaz.  Mesih inancının tarihsel belgelerinden kuşku duymak ne yazık ki mantığa uymayan (doğaüstüne karşıtlıktan kaynaklanan) bir eğilimdir.”18 

 

                McDowell’in yaptığı araştırmalar sonucunda şöyle diyor: “İncîl’in tarihselliğini ve gerçekliğini yok etmeye ben de çok çalıştım.  Ancak sonunda tarihsel açıdan güvenilir olduğu sonucuna vardım.  Eğer bir kişi İncîl’i güvenilir değil diye reddediyorsa, eski edebiyata ait tüm eserleri aynı nedenle yok etmelidir. İnsanlar İncîl’e ve diğer laik yazıtlara, ayrı testler ve standartlar uyguluyorlar.  İncelediğimiz metin ister laik, ister inançla ilgili olsun, aynı testi uygulamalıyız.  Ben kendim bunu yaptım.  İncîl’in İsa hakkındaki tanıklığının tarihsel olarak güvenilir olduğuna inanıyorum.”19 

 

                Gerek eski peygamberler, gerekse havariler yani Tanrı’nın bütün sözcüleri, gerek Eski Ahit gerekse İncîl, yani Tanrı’nın bütün insanlara sunduğu kanıtlar, mükemmel bir uyum içinde tek ve aynı olaya, tek ve aynı kişiye, İsa Mesih’e ve yeryüzüne gelip açtığı kurtuluş yoluna tanıklık ettiler, ediyorlar da.20 

____________________

17. Campbell, The Qur’an and the Bible in the Light of Science,

    s. 53.

18. Pinnock, A Defense of Biblical Infallibility, s. 58.

19. McDowell, Marangozdan Da Öte, s. 41.

20. Mir, Tanrı’nın “Telefon Numarası”, s. 40.

 





Hristiyan.Net'i Açılış Sayfanız yapmak için tıklayınız.
9 Ağustos 2003 tarihinden beri  sayfa gösterimi aldık.
Destek olmak ya da reklam vermek için, lütfen webmaster@hristiyan.net adresine mail atınız.